Brutus

Marcus Junius Brutus (M.O. 85 - M.O. 42), Roma İmparatorluğunun en tanınmış kumandanlarından biridir. General Pompeius'la bir olup, Caesar'a karşı yapılan üç savaşa katıldı. Pompeius yenilince, Caesar, Brutus'u affederek onu vali yaptı. Fakat Brutus bu iyiliklere rağmen Caesar'ın diktatoryasrna son vermek üzere hazırlanan suikaste katıldı. Onu öldürenlerden biri oldu. Arkadaşını suikastçiler arasında gören Caesar'ın «Sen de mi Brutus?» sözü meşhurdur.

brutus

Asıl adı Marcus Junus Brütüs’tür. Romalı bir politikacı idi. Asil bir ailenin çocuğudur. Babasını küçük yaşta kaybeden Brütüs, amcası Caton tarafından yetiştirilmiştir. Bu sebeple amcasının etkisinde olarak senatorlar partisinin tam bir destekleyicisi olmuştur. Muhafazakar ve cumhuriyetçidir. Atina’da felsefe ile edebiyat öğrenimi yapmış ve çağdaşları arasında ateizm'in en aşırı temsilcilerinden sayılmıştır. cumhuriyet ilkelerinin hararetli bir savunucusu olan Brütüs, Caesar (Sezar) ile Pompeus arasındaki iç savaşta Pompeus’un tarafını tutmuştur (M.Ö. 46). Buna rağmen Caesar tarafından çok sevilip korunmuşturbrütüs

Tam bir diktatör olan Caesar’a karşı sonuna kadar düşman kalmış, ancak bu düşmanlığını belli etmemiştir. Cassius’la birlikte Caesar aleyhine tertiplenen bir suikasta katılarak ünlü diktatörü katledenler arasında yer almıştır. İlk bıçağı çok sevdiği Brütüs’ten yiyen Caesar, büyük bir şaşkınlık içinde "Sen de mi Brütüs?" demiş ve bu sözü tarihe geçmiştir. Halkın gösterdiği tepki yüzünden Roma’dan kaçmak zorunda kalan Brütüs, Cassius ile beraber doğuda ikinci Triumvira’ya karşı mücadele içine girmiştir. Filippide Antonius ve Octavianus lejyonları ile karşılaştığı zaman yenilgiye uğrayan Brütüs, hayatına son vermiştir.

Böylece tarih Sezar’ı haklı, Brütüs’ü ise hain ilan etmiştir. Oysa ki tarihe biraz daha derinden bakınca durum hiç de öyle gözükmüyordu. Bu kanlı öykü Sezar’ın acımasızlıkları ve kendi yarattığı bir dizi ihanet tablosu yüzünden gerçekleşiyor. Öncelikle tarih kitaplarında yazıldığı gibi Brütüs, diktatör Sezar tarafından himayesi altına alınmış, büyütülmüş biri değildi. Brutüs’un babası Pompei şehrinin en zengin ve saygın adamlarından biri olarak geçer tarih kitaplarında. Annesi Servilius ise Roma’nın en güzel kadınlarından biriydi ve baba ölünce Brutüs’u tek başına büyütmüştü. Fakat onun güzelliği imparator Sezar’ın gönlünü çelmiş ve onunla ilgilenmesine sebep olmuştur.

Bir süre sonrada Sezar’ın metresi olmuştur. Bu arada annenin baskısı sonucu Sezar, Brutüs’u evlatlık olarak almıştır. Zamanla metresi olan bu kadına çok da iyi davranmayan Sezar bu imparatoriçe adayını terk etmiş ve defalarca başka kadınlarla aldatmıştır. Son günlerinde başka bir imparatoriçe adayı bulan Sezar, Servilius’u ise gündeme gelinmemesi için evine hapsetmiştir. Bu durum Brutüs’un nefretine ve içten içe de olsa Sezar’a karşı olan kinini arttırmıştı. Bütün bunların dışında bir başka önemli nokta daha vardı, o da Roma’nın siyasal anlamda ki kargaşasıydı.

Brutüs liberal bir Cumhuriyet rejimini savunurken, Sezar ise tüm bu değerleri hiçe sayan bir diktatördü. Bu da Brutüs için Sezar’a karşı daha büyük bir düşmanlık duymasına neden olacaktı. Bazı tarihçilere göre Brutüs’un, Sezar’ı öldürmesine neden olanın annesi Servilius nefreti olduğu iddia edilse de tek nedeninin bu olmadığı gerçekti. Çünkü Brutüs her şeyden önce koyu bir Cumhuriyetciydi. Sezar ile Pompey savaşları patlak verdiği sırada bile senato konsülü Pompey’in tarafını tutmuş, Sezar galip geldiğinde her ne kadar özür dileyip Sezar tarafından senatoya atansa da Sezar’a siyasi anlamda karşı olduğunu daha o zamanlarda bile göstermiştir.

Brutüs, Sezar'ı bıçakladıktan sonra Roma halkına bunu Roma'nın özgürlüğü için yaptığını anlatır. Kısa süre sonra da Markus Antonius'la olan mücadelesi başlar ve sonunda dayanamayarak intihar eder. Kimilerine göre Brutüs, çok sevdiği Romanın özgürlüğü için bir vatansever gibi yine çok sevdiği üvey babası Sezar’ı öldürmek zorunda kalmıştır. Kimilerine göre ise kendisini besleyen eli ısırmıştır.